5 Aralık 2008 Cuma

İstanbulu seviyorum..

İstanbula ne kadar kızsam kötü gözle bakamam;Çocukluğumdan beri yüregim ona bağlıdır.

O benim içimde en güzel,en kötü şeylerle bir aradadır:Sonradan başka güzel şehirler gördükçe istanbulun güzeliğine daha derin bir sevğiyle bağlandım.

İstanbulu yanlız kendisi için seviyorum;kusurlu,belalı taraflarına varıncaya kadar her şeyi ile ve candan seviyorum.

Beni ülkemle övündüren yanlız bu şehirdir;halkıyla büyük,dünyadaki yeriyle büyük,hele türlü türlü rahatlıklarıyla büyük ve eşsiz olan,türkiye'nin onuru ve dünyanın en soylu zihniyetlerinden sayılan bu şehirdir....

Ruhum arayış içinde..

Acaba benliğimmi değişiyor,yoksa aynı konuları ayrı koşullarla ve ayrı bakımlara göremi ele alıyorum?

Her ne hal ise, bazen hatta genellikle kendi kendimden ayrıldığım oluyor.Fakat babanenemin küçükkken hep dediği gibi dogruluktan hiç ayrılmıyorum,

ama bir gerçek'de varki,Ruhum bir yerde durabilseydi,kendimi denemekle kalma bir karara varırıdım.
Ruhum sürekli bir arayış ve oluş içinde..

15 Kasım 2008 Cumartesi

Kelt muziği ve "ENYA" (New age)


Kelt müziği ya da Keltik müzik İskoçya, İrlanda, Galler, Asturias vs. gibi bölgelerde yaygın olan geleneksel bir müzik türüdür. Özellikle son yıllarda Dünya çapında dinleyici kitlesi bulmuştur. Kelt müziği, pentatonik bir müzik olup keman, gitar, arp, gayda ve flüt gibi çalgılar önemli yer tutar. Bayan vokale erkek vokalden daha sık rastlanır. Rahatlatıcı ve dinlendirici özelliğiyle tanınan bir müziktir.

Bazı önemli vokalistler ve gruplar:

Enya
Loreena McKennitt
Kate Rusby
Eimear Quinn
Clannad
Altan
Lunasa
Christine Guldbrandsen
Conway Twitty
Loretta Lynn


Burda aslında sizlere her şeyden öte enya'dan bahsetmek istiyorum. Giriş olarak kelt muziğini tanıtmamdaki amaç enyan'ın ne tarz muzik yaptığı ve bu muzik tarzı hakkında sizleri bilgilendirmek istedim.(Bilmeyenler için)


Asıl adı Eithne Ní Bhraonáin olan Enya, İrlanda'nın en ünlü müzisyenlerinden biridir. 2001 ve 2002 yıllarında Dünya çapında albümleri en çok satan bayan vokal olmuştur. Özellikle Kelt müziği üzerine eserler veren Enya, bu müzik türünün bu gün Dünya'da bu ölçüde tanınıp dinlenmesinde en önemli katkısı olan sanatçılardan biridir. Kökleri çok eskiye dayanan ve birçok ülkede geleneksel olarak yaygın olan Kelt müziğine yeni bir soluk getirip şarkıları, geleneksel tonları ve melodileri güçlü,berrak ve su gibi akıcı sesiyle çok yaygın bir kitleye hitap edecek şekilde yeniden yorumlamıştır. Böylelikle Loreena McKennitt'in de aralarında bulunduğu birçok ünlü vokaliste esin kaynağı olmuştur.

Rüya gibi bir sese sahip eşsiz bir sanatçı. new age ve kelt müziği harmanlayan rakipsiz usta.Dinlerken sakinleştiren, keyif veren, insanı bulunduğu ortamdan koparan bir sesi vardır.Bu sesin sahibi insan olamaz. ya elf ya da half elftir bu hatun. yüzüklerin efendisi'nin soundtrack albümünde de bir şarkısı var zaten. ayrıca çeşitli quenya şarkıları seslendirmiş. bu hatunun bazı şarkılarını dinlediğimde; sessiz bir gecede, dolunayın beyaz ışığıyla aydınlanmış ormanın içindeki bir çimenlik arazide, göle yansımış olan ay ışığının altında şarkı söyleyen elf kızları geliyor aklıma..

Bunlar da albümleridir:

Albümleri
Enya (1987) 1m sattı.
Watermark ABD (1988) 10m sattı.
Shepherd Moons ABD(1991) 11m sattı.
The Celts (1992) 6.7m sattı.
The Memory of Trees ABD#9 (1995) 9.8m sattı.
Paint the Sky with Stars ABD (1997) 10m sattı.
A Day Without Rain ABD (2000) 15m sattı.
Amarantine ABD(2005) 6.2m sattı

Issız Adam


Çağan Irmak, Babam ve Oğlumda seyirciyi bolca ağlatarak onu yakalama başarını göstermişti. Bu ilgi filmin tüm mesajlarını anlamaya dönük olmasa da.(Benim açımdan) Irmak ele aldığı öyküyü işlerken başlarda tempoyu düşürse de, sağlam bir sinema dili kuruyor ve özellikle başarılı oyunculuklarla düzeyi yükselltiği bir sinema filmine imza atmıştı.



Ç.ırmak son filmi ıssız adamla usta yönetmenligini yine ön plana çıkartıyor.

Metropol kalabalığı içinde yaşarken farkında olmadığımız, kaybettikten sonra değerini anladığımız insanlara, günlere ve daha birçok şeye dair buruk ama yine de umut dolu bir hikâye.


Kısaca selvi boylum al yazmalım tadında bir film.Onun gibi keyifli, hiç bıkmadan izleyebileceğimiz, her izlediğimizdede sonunu değiştirmek isteyeceğimiz bir film.Ç.ırmak günümüz aşklarını çok iyi yakalamış mutlaka izlemelisiniz buna gerçekten değer..

FB-GS Maçı sonrası geyikler.



İşte yine bir harika video yapanın eline saglık cuk diye oturmuş :)

2004 yapımı der untergang (downfall) filmine Fb-GS Maçı ile ilgili alt yazı montajı...

7 Mayıs 2008 Çarşamba


Buz Devri 3
Ice Age 3

Yapım :2009, ABD
Tür :Animasyon / Aile / Komedi / Macera
Yönetmen :Carlos Saldanha
Seslendirenler :Queen Latifah, John Leguizamo, Chris Wedge, Ray Romano, Denis Leary, Sean William Scott
Gösterim Tarihi :1 Temmuz 2009


Serinin bu bölümünde kahramanlarımız sıcak bir adadalar ama ters giden şey adanın yöneticisi durumundaki zebra onları adada istememektedir.Diğer yandan fındık aşkı hiç bitmeyen küçük sincap üzerine düşen zaman makinesi sayesinde kendini tarihin derinliklerinde bulur ve fındığını kovalamaya devam etmektedir


Animasyon konusunda en sevdiğim filmlerden olan Buz devri’nin 3. sünü 2008 de girmesini beklerken 2009 ‘da vizyona girecek olması beni iyice sabırsızlandırmaya başladı.Her ne kadar bazı insanların gözünde çizgi film gibi görünsede izleyenler buz devrinin nekadar eğlenceli bir film olduğunu bilirler.

Filmde en çok sevdigim 2 karakter var biri (SİD) bir digeride (SİNCAB) hele sincabın fındıgı bir türlü yakalayıp yiyememesi beni en cok eglendiren ve güldüren sahneler oluyor herkese tavsiyem diger buz devrine gitmediyseniz bunu sakın kacırmayın..


Filmin Fragmanı..



Buda kahramanımız sincabın zaman makinesiyle geçen maceraları gülmekten koptum yaa...

29 Nisan 2008 Salı

Toplumumuzu Blinçlendirme Kampanyası

Merhaba Arkadaşlar..

bu konuyu açmamın nedeni pazar günü yapılan büyük toplantıda çogu kişinin hastalıgının ilk 2-8 yılları arasında tam teşhis konulamamış olması..

Benimde kendi başımdan geçen olaylar şu şekilde gelişti.

Şu an 24 yaşındayım yaklaşıl 6 yıl önce lise son sınıfın mayıs aylarında sag ayak topugumda agrılar başladı.
Sorun ayak topugumda oldugundan ve AS hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadıgımda ortapedi Dr na gittim ortapedi Dr birşeyin yok dedi agrıalrın hala varsa fizik tedevi git dedi. ordan fizik tedeviye gittim ordada mr istedi oda boş çıktı.

Askere gidene kadar sag topuk agrılarım kalcama vurmaya başladı.askeri hastenede yine agrılarımın periyodik durumunu anlatım FTR dr.na bu sefer belden mr istedi ondada bir şey göremedi, tesadüfen orda bulunan beyin cerrahı mr lara baktı bel fıtı başlangıcı var sende dedi ve yaklaşık3.5 yıl bel fıtıgı teşhisiyle tedevi gördüm (gerçektende bel fıtıgı varmış bu sayede bel fıtıgının ilerlemesenini önlemiş oldum tedaviler sayesinde)..

Taki bir sabah sag ayagımın üstüne basamayacak ve sag kalcam tutulana kadar..

2008 zin mart ayında oldu bu olay yine bel fıtıgı yüzünden oldugunu sanıyordum ben, gittim beyin cerrahı çekilen Mr da sakrolit tespit edilmiş denince bende agrılarımın gerçek nedenini dr ve ashad sitesi sayesinde ögrenmiş oldum..

Şimdi benim burda izah etmek istedigim şu. Benim tam 6 yılım boşa gitti belki bu kadar ilerlemesine engen olabilirdim belki daha iyide olabilirdi.

Neden FTR uzmanları bu hastalık hakında bu kadar cahil ve bilgisizdir?..Toplantı esnasında erdem arkadaşımızın bahsettigi cerrah paşada mezun olacak bir ögrencinin A.s yi bilmemesi gibi..
Bu hastalık insanların yaşam sıdandartlarını tamamen degiştiren türden bir hastalıkken neden bu kadar bilgisiz bu Dr lar..

E diyecekler Romotoloklar var. Türkiyede saymaya kalksan taş çatlasa 50 -100 arasındadır koskoca istanbulda 15 tane ya var ya yok..

Bu durumda biz As hastaları bilgisiz FTR uzmanlarına ne kadar güvene bilirizVe ayrıca bazı Romatologlar bile bu hastalık hakkında tam bilgiye sahip degil..

Erken teşhis edilmesi için ben burdan şu kanıya vardım bu dr ların yapacagı birşey degil. malesef çünkü zayıf bilgilere sahipler ve bu yüzden herkese toplumumuzu bilinçlendirme kampanyası yapmaya davet ediyorum..

Bu nasıl olacak derseniz her AS hastası çevresindeki insanlara hastalıkları hakında bilgiler versin,onlarda çevredekilerine onlar digerlerine bu şekilde As hastası olan ama bilmeyen arkadaşlar bizim gibi sıkıntılı yollardan geçmesinler...

Ben 27 nisan günü yapılan Toplantının bir milad olarak görüyorum ve toplumumuzu bilinçlendirme kampanyasında ilk adımın atıldıgını düşünüyorum..

AS ile Şavaşanlar olarak sizde bu çagrıya kulak verin...

Saygılar..

28 Nisan 2008 Pazartesi

İstanbulda toplandık..

Uzun Zamndır beklediğimiz Ankilozan Spondilit (AS)Hastalarını bilgilendirme toplantısı ASHAD derneğimiz vasıtasıyla dün 27 Nisan paraz günü 200 kişi gibi büyük bir katılımla gerçekleşti..
Her yönüyle muhteşem bir toplantı oldu..
Öncelikli olarak dış illerden gelen katılımcı arkadaşlar,başta Ankara'dan İlyas abi, Çanakkale,Siirt, ve Balıkesir'den gelen tüm ashad sitesi mensubu arkadaşlar büyük bir erdem örnegi göstermiştir..
Ayrıca.. Dr.Tuncay beye hastalıgımız hakkında,bizleri bilinçlendirmek için işini gücünü bırakıp geldigi için.
Erdem arkadaşımıza organizasyonun açılışını ve genel idareyi yürüttügü için.
İlyas abiye özürlüler ve sgk hakları ile ilgili bizleri bilgilendirdiği için.
Seyranı,Barış,Banu,Sultan,ve Ahmet, arkadaşlarımızında dernegimizin üyelik ile ilgili bilgilendirme ve hastalıgımız hakkında bilgiler olan bröşür dagıtımı gibi bazı işlemleri üstlendikleri için..
Ve bizi bir araya bir çatı altında toplanmamıza, hiç bir maddi yönde talep etmeden ellerindeki imkanları saglayan Üsküdar belediyesi için..
Kendi adıma teşekkürlerimi bir borç bilirim...
Yeni katılımlar yeni toplantılarda görüşmek üzere..
Saygılar sevgiler..

25 Nisan 2008 Cuma

23 NİSAN NEŞE DOLUYOR İNSAN.

23 NİSAN NEŞE DOLUYOR İNSAN.
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Bir vatan bırakın biz çocuklara Islanmış olmasın göz yaşlarıyla.
Bir bahçe bırakın biz çocuklara Göklerde yer açın uçurtmalara.
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Bir barış bırakın biz çocuklara Ulaşsın şarkımız güneşe ve aya.
Oynaya oynaya gelin çocuklar El ele, el ele verin çocuklar.
Bir dünya bırakın biz çocuklara Yazalım üstüne sevgili dünya
Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele, el ele verin çocuklar.
Evet arkadaşlar ulu önder M.kemal atatürke bize bu bayramı armagan ettigi için çok teşekkür ederim 23nisan gübü bende çocuk oldum 3 sınıf ögrencisi kardeşimin 23 nisan şenliklerine katıldım..
Tek kelimeyle muhteşemde emegi geçen tüm ögretmenlerimize ve tüm miniklere bize bu şöleni hazırladıkları için teşekkürler..
Yılladır bellegimden silinmeden aklıma her gelişinde bir şarkı gibi mırıldanıp durdugum yukardaki şiiri, bugün 2 sınıf ögrencisi elife hiç bir takıntı yada serzeniş yaşamadan su gibi ve o güzel sesiyle okuması inanın beni çok duygulandırdı..
Nice 23 nisanlara...



google'yede 23 nisanın önemini bizlerle paylaştıgı içinde ayrı bir teşekkürü hak ediyor..

22 Nisan 2008 Salı

Dünyanın en zengin 768,952,599'cu insanıyım



You are the 768,952,599 richest person in the world!
You're in the TOP 12.81 %richest people in the world!

NASIL OLUYOR BEN DE ANLAYAMADIM AMA TÜRKİYEDEKİ BİR ORTALAMA ASGERİ ÜGRETLİNİN İK KATI MAAŞ ALDIGIM HALDE .BEN DÜNYANIN EN ZENGİN 768 MİLYON KÜSÜRÜNCÜ İNSANIYMIŞIM

YUKARIDAKİ ÖLÇEKTE SAĞDAN 13. ADAMCIK BENİ İŞARET EDİYOR.

VAYBE 6 BUCUK MİLYAR İNSANDAN 768Cİ OLMAK HERALDE KOLAY OLMASA GEREK HAHAHA

...

Gereksiz bir post...


Her yerde, hayatın her alanında vardır böyleleri, kendilerini farklı görürler, farklı köşelere yerleştirirler, inanırlar farklı olduklarına,
herkesten de farklı olduklarını fark etmelerini ve ona göre davranmalarını beklerler.
Onlar özeldir.
Şanslısınızdır dönüp sizinle bir-iki kelime konuştularsa
ya da sadece göz ucuyla baktılarsa.

Bunu hakedenler vardır ayrı.
Gördüğünüzde saygıyla karışık bir telaş, heyecan yaratan, karşılaşınca şanslı hissettiren.
Onlara sözüm yok.
Benim canımı sıkan bu aralar bunu haketmeyip karşısındakine büyüklük taslayan kibirli insan grubu.

Gerçek hayatımda yok neyse ki böyleleri, şimdilik sadece bloglar aleminde karşılaşıyorum onlarla.
Sanırsınız ki en güzel yazıyı onlar yazar,en güzel görüşü onlar belirtir, en güzel sinema yorumunu onlar yaparlar, sizin ne haddinize onlara yetişmek.

Bazıları daha da ileri gider,
onlara yetişemeyecek olanların ne yazacaklarına da karışmaya haklı olduklarını sanarlar.
"çok kızıyorum 10 gün bir yerde kalıp o yerle ilgili yorum yapanlara"
"bazı bloglar ne boş değil mi, bugün şunu yaptım cıvıklığında"
vs..
Gözüme çarpan yorumlar bunlar.
Blog=Online günlük..
Günlük bu, bir çeşit iç döküş.
Bırak insanlar gezdikleri dağlarda gördüğü çiçeğin rengini yazsın.
"Bugün yağmur yağdı ıslandım" desin.
Ne olur yani?
Gördükçe canım sıkıldı bu üst tabaka blog insanlarının yazdıklarını.
Burunları düşse eğilip almaz tavırları,yazmayacaktım duramadım,şimdi onlar bunu da gereksiz bulurlar.
Onların tavsiye ettikleri filmler, felsefe yapmaya çalıştıkları yazıları yanında..

BİZİM BIDIKLAR MEZUN OLUYOR....

BİZİM BIDIKLAR MEZUN OLUYOR....

Hayat durmuyor durduğu yerde..

Ailenin en minikleri iki kuzenim biz farkında olmadan büyümüşler liseden mezun oluyorlar bu sene bu hafta sonu balo etkinlikleri varmış şimdiden hazırlık yapıyorlarmış..

Ahh ahh eski günleri yad ettim.:(

Çocukken saçlarına saçma sapan şekiller verip, yüzlerini her renge boyayıp ortalığa palyanço yapıp saldığımız, odalara kilitleyip arkamızdan bağırttığımız bıdıklar artık hayata atılmaya hazır.

Keplerini fırlatabildikleri kadar yukarı fırlatıcaklar cumartesi günü prova olarak.. bir buçuk ay sonra gerçekten diplamalarını alıp fırlatacaklar...

Sanırım yaşlanıyorum :(

8 Nisan 2008 Salı

Hıncal Ulluçtan anterasan laflar hayret:)

Tüm Galatasaraylılara örnek Bi davranış hiçde beklemdiğim birinden geldi..Sabah gazeteleri okurken şaşırdım dogrusu kendi çıkarları dogrultusunda da olsa bugün fenerliyiz demesi hıncal uluç için bir milat olsa gerek.:))

ALINTI"Her Galatasaraylının Fenerbahçe'yi desteklemesi lazım. Her Türkiyelinin de Fenerbahçe'yi desteklemesi lazım. Çünkü Galatasaray'ın geleceği de Fenerbahçe'ye bağlı, içeride dışarıda; Türkiye'nin geleceği de Fenerbahçe'ye bağlı. Ben çok mantıklı konuşuyorum. Tabii insanların duyguları var ama duygular mantığın önüne geçerse sen biraz geri zekalı olursun. Duygularının esiri bir zavallı olursun. Chelsea'nin Fenerbahçe'yi yenmesi bana niye zevk verir? Çünkü ben Fenerbahçe'yi yenme ümidimi yitirmişimdir de ondan. O zaman zevk verir."

bu örmek davranışınızdan ötürü tebrikler hıncal bey.:))

Neyse, bu gece tarihi bir gece... Chelsea karşılaşmasının sonucu ne olursa olsun, o futbolcuların başımızın üstünde yeri var. Onlar, bu karanlık ülkeye inat, Avrupa'da "futbol güneşini" uyandırdılar ya... Bu gerçek bile bu sezon için yeter. Bunun ötesi... Cennet'in ta kendisi... Saygılar...

28 Mart 2008 Cuma

Artık bende Ashad üyesiyim!

Evet arkadaşlar malümünüz muzdarip hastalıklardan bir türlü kendimi kurtaramıyorum bel fıtığından sonra şimdide kısacası AS olarak adlandırılan Ankilozan Spondilit'in adlı türkçe meali İltihaplı Romatizmal bir hastalığa yakalandım.

Aslında burda anlatmak istediğim hastalığım degil, bu hastalığa yakalanmış olan arkadaşlara bir takım önerilerim olacak.

Doktor bana "AS"tanısı koyduktan sonra bu hastalık nedir, nasıl bişeydir,nerelerde olur, nasıl başlar diye merak ettim tabiki burcumun verdi dogal dürtüden ötürü:)

İnternetteki araştırmalarımda "Değerli üye ve ziyaretçilerimiz, Ankilozan Spondilit Hasta Derneği (ASHAD) Türkiye'nin bu hastalıkla ilgili ilk ve tek hasta derneği olup, bu konudaki ihtiyaca cevap vermek için büyük bir gayret göstermektedir. Derneğimiz Uluslararası Ankilozan Spondilit Federasyonu'na (ASIF) üyedir ve ülkemizi bu platformda da temsil etmektedir"

Anasayfasında yukardaki kelimelerle bizleri karşılayan ashad adında bir siteye rastladım ve bu hastalık hakkında baya bilgilere ulaştım, umarım sizde fazlasıyla yaralanırsınız..

15 Mart 2008 Cumartesi

Siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın eşsiz yöntemi

Siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın eşsiz yöntemi ..

Şaka gibi değil mi?
Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Meclis Başkanı, Bakanları ve TBMM çoğunluğu AK Partili.Bu parti ikinci seçimde de tek başına iktidara seçilmiş.Ülkenin güvenliğinin, gelişmesinin, istikrarının, bütünlüğünün, ekonomisinin sorumluluğunu, seçmen ikinci kez ve daha büyük oy oranıyla bu partiye teslim etmiş.Devletin dış ilişkilerini bu partinin kadroları sürdürüyor.Ve bir cuma günü akşamüstü ülkenin Anayasa Mahkemesi'ne Cumhuriyet Başsavcısı'nın "bu partiyi kapatın" içerikli dava açılması istemi geliyor.


Bu şok cuma sabahı yaşansaydı, en azından ekonominin ne tür bir krizi "hemen" yaşayacağı belliydi.Ama sanki pazartesi takvimlerde yok ve bu şok hafta sonunda atlatılmış mı olacak? Veya iktidardaki partiyi kapatma başvurusu, Silahlı Kuvvetler Irak toprakları içinde harekattayken yapılsaydı, kendileri ile mücadele edilen bölücü terörist örgütün üyeleri "Sizi bu harekata yetkili kılan TBMM çoğunluğu ve Hükümetiniz de, savcılık tarafından yasadışı görülüyor" demeyecekler miydi?

Şaka gibi Hakikaten şaka gibi...
Güneydoğu sorununu "bölücü terör" den soyutlayıp siyasi ve sosyal çözüm yoluna sokabilmek için tarihi bir fırsat geçmiş elinize.Bölge seçmeninin temsilcileri baraj engelini bağımsız adaylarla aşıp, TBMM'ye bir parti olarak girebilmişler.Başsavcılık DTP'nin de kapatılmasını istiyor.Açıkçası galiba TBMM içinde sadece CHP kalsa ve ülkenin demokrasisi "Tek Parti" modeli içinde sürse "rejim" bütün tehlikelerden arınmış olacak sanki.Ama çok partili demokrasi var oldukça, "rejim" adına sahnelenen tüm girişimler, CHP'yi halktan ve dolayısıyla seçmenden uzaklaştırıyor.

Brecht'in klasikleşen "Bu halk bu demokrasiye layık değil, bu halkı lağvedelim" iğnesindeki durum, halk tarafından her seferinde doğru algılanıyor. Yargıçlar devleti mi? Çünkü halk "Hukuk Devleti" yerine ikame edilen "Yargıçlar Devleti" nin de ne olduğunu gördü. Yassıada Adalet Divanı'nda idama mahkum edilenlerin iddianamelerini hazırlayan ve bugün bile o dönemi "rejim kurtuldu" diye kutsayan savcıları halk çok iyi değerlendirdi. Merak etmiyor musunuz? Anayasa Mahkemesi AK Parti'yi de, DTP'yi de kapatırsa... Gül, Erdoğan ve 71 milletvekili siyasi yasaklı olurlarsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hangi kadro, hangi yöntemle iş başına gelerek yönetmeye başlar?

Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı seçme yetkisini TBMM'nin elinden alan "eylemli iç tüzük değişikliği" tanımlı "367" kararını aldıktan sonraki ilk genel seçimde ne olduğu hatırlanmıyor diyelim.Genelkurmay'ın elektronik muhtırasının sonuçları unutuldu da, şimdi hukuk muhtırası ile mi yola devam edilmek istenmekte? Acaba bu kapatma isteminin önümüzdeki yerel seçimlere nasıl yansıyacağı da mı hesaplanmıyor? İktidar kavgasına karışmak Hukuk, ülkenin sosyopolitik gerçeklerinden böylesine soyutlanmış bir kavram mıdır ki? Ülkenin seçimle işbaşına gelmiş en büyük partisinin kapatılmak istenmesi ile, Türkiye'nin AB ve demokratik ülkelerle ilişkilerinin askıya alınabileceği, izole edilmiş bir Ortadoğu memleketi konumuna itileceği, yargı mensupları tarafından umursanmamakta mıdır?

Bir iktidar kavgasının tarafı konumunda görünmek, ne yargının ne de bir başka kurumun itibarını artırır.Rejim adına onu bunu kapatıp yasaklayanlar, daha sonra o yasaklıların Başbakan, Cumhurbaşkanı olduklarını görmediler mi? Geride sadece Türkiye'nin kayıp yılları kalmadı mı? Hukuk ve yargı toplumun yaralarını kaşımak, kamplaşmaları derinleştirmek için yoktur ki.

Türkiye'yi siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa sürüklemek isteseydim, herhalde benim de aklıma iktidardaki partiyi kapatmak gelirdi.
Mehmet Barlas

Televizyon seyretmeyen biri olarak genelde haberleri ya gazatelerden, yada internetden takip ederim, .yukardaki sevgili usta yazar mehmet barlas tarafından kaleme alınmış yazı benim düşüncelerimin neredeyse kopyası olarak bugunki köşe yazısında okuyucularına deklare etmiş. Bende buraya onun yazısını kendi düşüncelerim var sayarak koyuyorum.

Nede güzel açıklamış eline zihnine saglık türk medyasının aydın insanı teşekkürler..


14 Mart 2008 Cuma

Çeyrek finade Rakibimiz CHELSEA -1905-

Rakibimiz CHELSEA
İsviçre`nin Nyon kentinde bulunan UEFA merkezinde yapılan kura çekiminde Fenerbahçemizin çeyrek finaldeki rakibi Chelsea oldu. İngiliz ekibi ile ilk maçı 1-2.Nisan.2008 tarihlerinde evimizde oynayacağız. Rövanş maçı ise 8-9.Nisan.2008`de Londra`da oynanacak. Takımımızın turu geçmesi halinde yarı finaldeki rakibi Arsenal-Liverpool galibi olacak. Yarı Final maçları ise 22-23.Nisan ve 29-30.Nisan.2008 tarihlerinde oynanacak. Final karşılaşması ise Rusya`nın başkenti Moskova`da 21.Mayıs.2008 günü oynanacak.
Fener, 1905 Sever...
Bilindiği gibi Fenerbahçemizin Türkiye`deki en çok ve kolay yendiği takım Galatasaray; bu kulübün kuruluş tarihi 1905. Şampiyonlar Ligi 2. turunda elediğimiz rakip Sevilla: Onun da kuruluş tarihi 1905. Şansa bakın ki bugün çekilen kurada karşımıza 1905`te kurulmuş bir başka takım çıktı; İngiliz ekibi Chelsea... Umarız Fenerbahçemiz 1905`te kurulmuş bu kulübü de ezer geçer ve yoluna devam eder. Unutmayalım Fener, 1905`i sever....

13 Mart 2008 Perşembe

Fenerbahçem Çeyrek finalde


ÇEYREK FİNAL`DEYİZZZZZZZZZZZZZZZZZZ

UEFA Şampiyonlar Ligi 2.Tur rövanş karşılaşmasında Fenerbahçemiz, İspanya`da tarih yazdı! İki defa üst üste UEFA Kupasını kazanan, son yılların başarılı ekibi, İstanbul`da oynadığımız karşılaşmaya kadar dünyanın en iyi takım sıralamasında birinci sırada yer alan Sevilla`yı evinde, taraftarlarının önünde safdışı bıraktı. Karşılaşmanın 10.dakikasında 2-0 geriye düşen takımımız, Deivid`le 2-1`i yakaladı. Beraberlik golünü arayan takımımız Fabiano`nun golüne engel olamadı ve ilkyarı 3-1 ev sahibi ekibin üstünlüğüyle sona erdi.
İkinci yarıda oyunu rölantiye alan İspanyol ekip, karşısında savaşan Fenerbahçe`yi beklemiyordu. Sağlı sollu ataklarımız rakip kalede tehlike yaratırken Sevilla çaresiz seyretmekle yetiniyordu! Ve beklenen gol 79.dakikada geldi. Gecenin golcüsü Deivid yine sahneye çıktı ve karşılaşmayı 3-2`ye taşıdı. Bu golden sonra neye uğradığını şaşıran ev sahibi ekip, karşılaşmayı uzatmalara götürmemek için elinden geleni yaptı! Ancak defansımız ve orta sahamız Sevilla`lı oyunculara izin vermedi. Normal süre skorla sona erdi! İstanbul`daki karşılaşmada bu sonuçla sona erdiği için uzatmalara giden karşılaşmanın ilk uzatma devresinde her iki takımda kontrollü oynamayı tercih etti. Bu devrede skor değişmedi ve ikinci uzatma devresine geçildi!
İkinci uzatma devresinde baskısını yoğunlaştıran Sevilla, Fenerbahçe defansını geçemedi! Artık sahada 11 savaşçı vardı...Kezman`dan Volkan`a kadar güçlerini, enerjilerini sahaya veren, forması için savaşan Fenerbahçe sahaya hakimdi! Sevilla`nın çırpınışları sonuç vermedi ve uzatma dakikalarıda bu skorla sona erdi!

Sevilla, karizmayı çizdirmişti bir kere! Penaltı atışlarına geçilirken tüm oyuncularımız, teknik kadromuz birbirlerine sarılarak kenetlendi. İnanan yürekler kenetlenmiş, hak ettikleri çeyrek final kapısını aralamış, bugüne kadar kıramadıkları makus talihlerinide o kapıyla beraber yıkıp tarih yazmak istiyordu! Maçın 10.dakikasında iki hatalı gol yiyen Volkan yemin etmiş, bu turu alacağım diye haykırıyordu!

Sevilla, karizmayı çizdirmişti bir kere! Penaltı atışlarına geçilirken tüm oyuncularımız, teknik kadromuz birbirlerine sarılarak kenetlendi. İnanan yürekler kenetlenmiş, hak ettikleri çeyrek final kapısını aralamış, bugüne kadar kıramadıkları makus talihlerinide o kapıyla beraber yıkıp tarih yazmak istiyordu! Maçın 10.dakikasında iki hatalı gol yiyen Volkan yemin etmiş, bu turu alacağım diye haykırıyordu!
Kanoute attı, Vederson attı! Escude`nin atışını Volkan kurtardı, Palop kayıtsız kalmadı ve Edu`nun atışını kurtarmayı başardı! Dragutunovic penaltı atışını sayıya çevirirken Aurelio`da atışını gole çeviren isim oldu! Fenerbahçemizin direnci karşısında çaresiz kalan Sevilla`lı oyuncuları artık stres basmıştı! Kendi seyircileri önünde artık şanslarıda onları terk etmişti!

Maresca`nın penaltı atışını Volkan kurtardı! Kezman, takımımız adına atışını gole çevirdi! Artık çanlar Sevilla için çalmaya başlamıştı! Her iki maçta yaptığı çirkin hareketlerle taraflı tarafsız herkesin tepkisini çeken, piyasa değeri 70 milyon dolar olmasına rağmen Uğur Boral karşısında çimleri yolmak zorunda kalan Alves geldi topun başına! Volkan`da bunları unutmamıştı


Gole izin veremezdi, futbolun adaleti varsa Alves yaptıklarının cezasını bulmalıydı! Alves gerildi, Volkan pür dikkat bekledi! Alves şutunu çekerken Sevilla tura çoktan veda etmişti bile. Volkan uzandı ve bu topu da çıkardı! İspanya`da cehennem olarak adlandırılan "Ramon Sanchez Pizjuan" stadı`nda artık Sarı Lacivert şölen vardı! Turu geçmenin sevincini yaşayan Sarı Lacivert`li yürekler, binlerce İspanyol`un şaşkın bakışları arasında "Çeyrek Final"e yükselmenin mutluluğunu yaşıyordu...İki hatalı gol yemesine rağmen penaltı atışlarında 3 penaltı atışını kurtaran Volkan, Fenerbahçemizi çeyrek finale taşıdı. Bizlere bu gururu yaşatan başta yönetimimiz, teknik heyetimiz ve bütün futbolcularımıza sonsuz teşekkürler ediyor, başarılarının devamını diliyoruz...